BYEGM Genel Müdürü Mehmet Akarca ve AFAD Başkanı Mehmet Güllüoğlu ile birlikte serginin açılış kurdelesini kesen Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ ve Hakan Çavuşoğlu, 1930’lardan günümüze dünyanın dört bir yanından can güvenliği endişesi, asimilasyon tehdidi ve baskılardan kaçarak ülkemize gelen, milyonlarca insana, “Yüreğimize Sığınanlara” ait görsel arşivi inceledi.

“Suriye’deki Zulüm Derhal Durdurulmalıdır”

Simultane çeviriyle dünyanın dört bir yanına canlı olarak yayınlanan açılışta konuşan Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ, tüm insanlığa seslendi. “Suriye'deki zulüm derhal durdurulmalıdır. Bu zulmü bitirmeye Birleşmiş Milletlerin de Birleşmiş Milletleri oluşturan güçlü ülkelerin gücü yeter. Suriye'de gerek zalim rejim yönetiminin kendi halkına yaptığı zulmü durdurmak, gerek orada çöreklenmiş olan DEAŞ başta olmak PYD ve diğer terör unsurlarını ortadan kaldırmaya sadece Türkiye Cumhuriyeti'nin değil bütün dünyanın birinci görevi olmalıdır. " diye konuştu.

İnsani yardım konusunda Türkiye Cumhuriyeti’nin lider ülke konumunda olduğunun altını çizen Başbakan Yardımcısı Akdağ, “Bu bizim tarihimizin, kültürümüzün ve inançlarımızın bize yüklediği bir görevdir. Bizim inançlarımızda, İslam inancında, kardeşi açken tok yatmak bize haramdır. Bugün Türkiye Cumhuriyeti eğer 3 milyonun üzerinde Suriyeli kardeşlerimize bağrını açmışsa, Somali'de, Sudan'da verilen sağlık hizmetlerinin her türlü finansmanını karşılayabiliyorsa, nerede ihtiyacı olan bir kimse varsa Türkiye Cumhuriyeti oraya elini uzatmışsa bu tarihin, kültürün medeniyet mirasının soncudur. Bu, bizim en büyük mutluluk kaynağımız. Biz, bunun bereketi ile Türkiye'de huzur içinde yaşadığımıza, her türlü baskıya rağmen büyümemizi devam ettiren, gelişen, güçlenen bir ülke olarak yolumuza devam ediyoruz. Bu yola böyle devam edeceğiz. Bu, bir vicdan meseledir. Bu vicdani sorumlulukla yolumuza devam edeceğiz" şeklinde konuştu.

"Dünyanın ilk büyük ekonomileri neden insani yardımda geride?"

Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu da konuşmasında milyonlarca masum insanın acı çektiği bir tabloyla karşı karşıya olunduğunun altını çizerek, Türkiye'nin çıkar odaklı siyasete istisna ülkelerin en başında geldiğini söyledi.

Çavuşoğlu, insanlara yardım eli uzatmanın milletlerin kültürel yapısı ve değerleriyle de alakalı bir durum olduğunu ifade ederek, Türkiye'nin tarihi boyunca yaptığı insani yardımlar hakkında örnekler verdi.

Türkiye'nin Avrupa'daki mezhep savaşları sırasında Hristiyan insanların inançlarını yaşayabilmek için İkinci Dünya Savaşı'nda da Nazilerin zulmünden kaçanların sığındığı bir ülke olduğunu anlatan Çavuşoğlu, Hazreti Mevlana'nın "Bir mum bir başka mumu tutuşturmuş olmakla kendi ışığından bir şey kaybetmez." sözlerini anımsattı.

Çavuşoğlu, Suriye'nin bombaların genç, yaşlı, kadın, erkek, sivil, asker demeden insanların üzerine boca edildiği, 13,5 milyon insanın açlık çektiği, 6,5 milyon insan evinden olduğu ve 4 milyon insanın da mülteci durumuna geldiği bir coğrafya olduğunu ifade etti.

Türkiye'nin 3 milyondan fazla Suriye vatandaşını şefkatle kucakladığını ve yaptığı 6 milyar lirayı aşkın insani yardımla son üç senenin en cömert ülkesi olduğunu belirten Çavuşoğlu, "Biz dünyanın 18'nci büyük ekonomisiyiz ama şu soruyu sormak hakkımız değil mi? Dünyanın ilk büyük ekonomilerinin insani yardımlarda neden üst sırada olmadığını kendimize sormamız, öz eleştiri yapmamız gerekmez mi?" diye konuştu.

Başbakan Yardımcısı Çavuşoğlu, artık gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini vurgulayarak, "İnsani yardımı sadece insanca yaklaşımlarla, hiçbir çıkar siyaseti gütmeyen bir anlayışla yapıyoruz." dedi.

AB Türkiye Delegasyonu Başkan Yardımcısı Gabriel Munuera Vinals, masum insanlara karşı küresel çapta saldırılarla karşı karşıya olunduğunu belirterek, Türkiye'de ve küresel çapta insani yardım alanında çaba sarf edenleri kutladı.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) Temsilci Vekili Paolo Artini ise masum insanların şiddetin doğrudan hedefi olduğunu anlatarak, insani yardım çalışanlarının da yapılan saldırılarda hedef alındığına işaret etti. İnsani yardım çalışanlarının 2016'da 158 saldırıya maruz kaldığına dikkati çeken Artini, dünya çapında 2016'da 65,6 milyon insan yerinden edildiğini ve bu kişilerin 22,5 milyonunun mülteci olduğunu bildirdi. 

 AFAD Başkanı Mehmet Güllüoğlu da insani yardımların hayat ve memat arasındaki bir iş olduğunu ifade ederek, bu konuda ellerinden gelen en iyisini yapmaya çalıştıklarını vurguladı. 

BYEGM Genel Müdürü Mehmet Akarca da yaptığı konuşmada daha önce yazdığı bir köşe yazısından alıntı yaptı. “İsveç Kralı 12'inci Şarl bizde "Demirbaş Şarl' olarak bilinmektedir. Demirbaş Şarl, 1709'da Ruslara yenilip beraberindeki geniş heyetle birlikte Osmanlı'ya sığınmış. Şarl'a takılan Demirbaş lakabı Osmanlı maliyesine demirbaş olarak kayıtlı olduğu içindir.” dedi. Osmanlı döneminde İsveç Kralı gibi yüzbinlerce sığınmacının bu topraklara kabul edildiğini, Dünya İnsani Yardım Günü’nde BYEGM Basın, Kültür ve Sanat Merkezi’nde “Yüreğimize Sığınanlar” adıyla ziyarete açılan serginin ise Cumhuriyet döneminde Türkiye’ye gelen mültecilere ait bir fotoğraf seçkisinden oluştuğunu belirtti.

Konuşmalar sonrasında Suriyeli 12 çocuktan oluşan "Barışın Sesi" korosu mini bir konser verdi. Program aile fotoğrafıyla son buldu.