Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Yeni Türkiye Buluşmaları konferanslar dizisinde ‘Türkiye’de ve dünyada muhafazakarlık’ anlatıldı. Muhafazakârlığın değişime karşı olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Bekir Berat Özipek, “Muhafazakârlar bir durumun değişmesine değil, ani, radikal, hızlı ya da yukardan aşağıya zorla değişmesine karşıdırlar” dedi.

 

Siyaset Bilimci Dr. Murat Yılmaz moderatörlüğünde AKM Perge Salonu’nda gerçekleştirilen konferansta İstanbul Ticaret Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bekir Berat Özipek ile Muhafazakar Düşünce Dergisi Editörü ve Gelenekten Geleceğe Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Serhat Buhari Baytekin konuşmacı olarak yer aldı. Konferansı Antalya Vali Yardımcısı Mehmet Kurdoğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, akademisyenler ve vatandaşlar izledi.

Prof. Dr. Bekir Berat Özipek, çoğu kişinin muhafazakarlığı dindarlık ya da değişime karşı olma anlamında kullanıldığını belirtti. Muhafazakârlığın değişime karşı olmadığını vurgulayan Özipek, “Muhafazakârlar bir durumun değişmesine değil, ani, radikal, hızlı ya da yukardan aşağıya zorla değişmesine karşıdırlar” dedi.

 

18’İNCİ YÜZYILDA ORTAYA ÇIKTI

 

Muhafazakârlığın dünyada son 200 yıla damgasını vuran ilk üç ideolojiden bir tanesi olduğunu kaydeden Özipek, diğer iki akımın liberalizm ve sosyalizm olduğunu söyledi.  Muhafazakarlığın 18’inci yüzyılda ortaya çıktığına değinen Özipek şöyle konuştu: ““Bu yüzyılda Fransız devrimi karşımıza çıkar, ciddi bir siyasi kopuş anlamına geliyor. Bunun yanında ‘Aydınlanma Çağı da ciddi bir felsefi kopuş anlamına geliyor. Sanayi devrimi sürecini hatırlarsak ciddi bir toplumsal altüst gerçekleşti. Her bakımdan bir kopuştan söz ediyoruz. Bu kopuşlardan ötürü dünyaya bir cevap verme ihtiyacı var ve muhafazakârlık burada ortaya çıkıyor.”

 

MUHAFAZAKÂRLAR SONUNU GÖRMEDİĞİ DEĞİŞİMDEN KORKAR

 

Muhafazakârların radikal siyasi değişim projelerine karşı son derece tepkili olduğunu ve doğuracağı olumsuz sonuçları mevcut olumsuzluklara tercih etmeyeceklerini ifade eden Özipek şöyle devam etti: “Yani alıştıkları sıkıntıyı yavaş yavaş çözmeyi daha fazla tercih ederler. Özellikle toplum mühendisliği az zamanda toplumu bir yerden alıp başka bir yere götürecek radikal devlet eliyle yapılan müdahaleler onların en sevmediği şeydir. Değişim adına değişime karşıdırlar. O anlamda değişme karşı değildirler. Hatta değişime taraftar oldukları da söylenebilir. Sizin için değerli olanı muhafaza etmek istiyorsanız değiştirmek zorundasınız. Muhafaza etmek içinde değiştirmeniz gerekir. Değişime karşı çıkamazsınız. Muhafazakârlar sonunu görmediği değişimden korkarlar.”

 

AİLE ÇOK ÖNEMLİDİR

 

Muhafazakarların siyasette daha ılımlı ve pragmatik bir değişimden yana olduğunu kaydeden Özipek, “Sağ ya da sol, büyük değişimlerden kaçınırlar. Temel özellikleri budur. Muhafazakarlar toplumsal kurumlara çok değer verirler. Bunun başında aile gelir. Liberalizm bireyi esas alır ve bireyden hareket eder. Sosyalizm toplumu esas alır ve ondan hareket eder. Muhafazakarlık ise ne bireyi ne de toplumu alır ama ikisinin arasında en öznel gerçek aileyi alır. Muhafazakarlar devletin otoritesini severler ancak aile ile devlet arasında tercih yapacak olurlarsa aileyi tercih ederler. O yüzden muhafazakarlar ailenin çok fazla devlet müdahalesine ilişkin yasalara karşıdırlar. Ailenin bir mahremiyeti olduğuna inanırlar. Bireyin sınırlı bir varlık olduğuna inanırlar. Topluma ilişkin vurguları siyasete çok fazla umut bağlamayışları da bireysel insana yönelik bakışlarından gelir.”

 

MUHAFAZAKARLIĞIN TEMEL İLKELERİ

 

Serhat Buhari Baytekin ise Türkiye’de yaşanan en büyük problemin muhafazakârlığı herkesin kendine göre tanımlamaya çalışması olduğunu ifade etti. Muhafazakârlığı, kiminin din, kiminin milliyetçilik, kiminin ise başka şey olarak gördüğünü vurgulayan Baytekin, muhafazakârlığın diğer siyasal ideolojiler gibi temel ilkeleri olduğunu kaydetti. Baytekin bu ilkeleri şöyle anlattı: “Muhafazakârlar insan aklının sınırlı olduğunu düşünürler. İnsanın var olan tüm kurallarını dünyanın tüm işleyişlerini bilenemez olduğunu kabul ederler. İkincisi tarihsel olarak sahip olduğu din, aile, gelenek gibi konuların devamlılığına sıkı sıkı bağlı olmalarıdır. Üçüncüsü, aileyi ahlaki yaşamın temel maddesi, temel ilkesi olarak görürler. Dördüncüsü, radikal ve devrimci projeleri yok ederler. Beşincisi, ılımlı değişimi benimseyerek sürekliliğe vurgu yaparlar. Altıncısı, siyaseti sınırlarlar. Siyasetin çok fazla söz sahibi olmasını istemezler. Diğer düşünce akımları gibi bir tutum değil, düşünce sistemi ve ideolojidir.”

 

Konferansın sonunda Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, konuşmacılara ASMEK kursiyerlerinin yaptığı Ebru sanatından tablolar hediye etti.