Boyunlarına sarılın... 

tabii hayattaysa babanız,
değilse; tüm şehit babaları babanız,

tüm şehit ve mazlum çocukları çocuklarınız olsun.
hem de yaşadığınız her an
onların yanında, 
gönlünde olun…

hatta tüm babasız ve annesiz masumların,
savaşı, anne baba kaybını,
yapayalnız tek başına kalmayı
yaşayarak öğrenmiş sessiz küçük yüreklerin,
esirgeme yurtlarındaki fidancıkların, fidanların,
yuva nedir? baba, anne nedir? bilememiş,
hissedememiş sokakta yaşayan, kimsesizlerin,
kısaca en doğal ve insani olan;
baba-anne duygusunu bile tadamamış
tüm çocukların ve gençlerin dertlisi,
gönüllü yardımcısı, babası olun…

yaşamaya değer o kadar güzellik
paylaşılacak o kadar değer
kaynak ve neden varken,
alınıyorsa savaşla, kavgayla babaları hayatlarının içinden minik dünyaların,

ve bunun sonucunda ümitlerini kaybedip çekilenler oluyorsa sahneden 
ve hatta hiç çıkamıyorlarsa sahneye…
ve bizler gözlerimizi kapatıp
bu iç burkan manzarayı görmezden,
bu sessiz çığlığı duymazdan gelebiliyor
ve etkilenmeden yaşamaya devam edebiliyorsak!

aslında çok şey kaybettiğimizin resmidir, bu!
ve aslında geleceğimizi de kaybedeceğimize işarettir, bu..

ve bu nedenle;
bu topraklarda yaşayan herkesin,
birlik v beraberliğe yönelik olarak; Ben ne yapabilirim?
Benim sorumluluğum ve görevim nedir? diye.
şapkasını çıkarıp düşünmesi
ve harekete geçmesi gerekir…

bu gerçekleştiğinde,
kuşkusuz daha anlamlı olacak yaşam,
ve her Babalar ve Anneler  gününde
somut başarılar ortaya konulduğunda, paylaşıldığında,
ve sorunlar çözülmeye başladığında;
düğümlenmeyecek sözlerimiz,
buğulanmayacak gözlerimiz,

ve düşmeyecek başlarımız öne!
işin özü o ki; mutsuz,  babasız,  annesiz minik hiç bir yürek kalmadiginda, 
gelecek daha bir güzel gelecek herbirimize
ve baktığımızda birbirimize sevgiyle...