Antalya Emniyetinin yeni Müdürü Celal Uzunkaya.

İzmir’den ayrılırken arkasından methiyeler yağdırılan insan.
Köşe yazarlarının başarılarını anlattığı adam.
İzmir seni özleyecek, Antalya ise senden çok şey kazanacak’ dedirten yönetici.

Ben kendisini şahsen bir kez ve ilk kez gördüm, o da basın ile buluşma toplantısında. Biraz geçmişine baktığımda başarısızlık değil, başarılar ile dolu bir tablosu var. Sosyal medyasını çok fazla kullanmayan, kullanırsa da genelde basında çıkan haberleri paylaşan, basını bilgilendirmede ise kendi anlatımı ile abartılacak derecede haber servisi yaptıran biri.

Basın ile tanışma toplantısında Celal Uzunkaya, ‘Antalya’da başarılı olur mu’ sorusunun cevabını bulmama yardımcı olacak cümleler kurdu. Sorumluluğun sadece emniyet birimlerinde olmadığını anlattı, her türlü suç ile mücadelede yerel yönetimlerin ve vatandaşların sorumluluklarını hatırlattı.

İkna eden ses tonunu dinledim, anlatım kalitesinin yüksekliğini gördüm. Ayrıca tespit edilmiş sorunlara karşı yapılacak mücadelenin şekline bakarak, sorumluları sürece dahil etme iştahını notlarıma aldım. 

Ancak!
Antalya İzmir’e göre daha küçük, çok daha zor bir şehir…
Çok sorunlu ya da çok fazla rahat insanların yoğun olduğu bir şehir…
Bir yönü aşırı lüks, bir yönü aşırı rüküş, bir yönü aşırı varoş bir şehir…
Her geçen gün büyüyen disiplin sorunumuzun adeta hortladığı bir şehir…
Kimsenin kimseden izin almadan her yere bir şeyleri astığı ve attığı bir şehir…
Para uğruna caddelere, araçların geçtiği güzergâhlara sürekli bir şeyler gerdirilen şehir…
Trafik kültürünün olmadığı bir şehir…
Yayaya saygının kalmadığı bir şehir…
Motosikletlinin kask takmadığı bir şehir…
Toplu taşıma sistemi henüz oturmamış bir şehir…
Toplu taşıma araçlarını kullanmanın henüz öğrenilmediği bir şehir…
Yerel yönetimlerin trafiğin azaltılmasına karşı verdiği gayretin, araçların depolanmasına karşı göstermediği bir şehir...
Esnafın kafasına göre yolları kapattığı, iş yerinin önüne park ettirmemek için yöntemler kullandığı bir şehir…
Sürekli alt yapı yapıldığı, her yeri kazıldığı için zihinleri yoran stres yaratan bir şehir…
Doğalgaz firması Enerya’nın ne zaman nereyi kazıp yolları kapatacağının belli olmadığı bir şehir…
Pazar yerleri henüz oluşmamış, galericiler sitesi yapılmamış, sanayisi şehrin içinde kalmış bir şehir…
Maalesef uyuşturucu illetinin ger geçen gün büyüdüğü bir şehir…
Dilencilerin her köşe başını tuttuğu bir şehir…
Ankara’dan ziyaretçinin çok olduğu, önemli isimlerin uğrak yeri olması nedeniyle emniyeti sürekli meşgul eden bir şehir…
Teröristlerin iştahını kabartan, ürkek sektör turizmin olduğu bir şehir.

Kısaca sayın müdürüm; şehrin sorunları, emniyetin kurumsal hafızasında olduğundan çok daha fazla.

Bizim görevimiz sorunları anlatmak, sizin göreviniz denetleyerek çözüm bulmak.
Bu şehrin ihbar yeteneği gelişti ancak ihbar edilen birimler kendini geliştirmedi. Çoğu ihbarlara belediyelerden tutun emniyetin bazı birimleri duyarsız ve yetersiz kalıyor. Vatandaş görevini yapsa da, hak yiyenler cezalandırılmadığı için ‘o zaman ben de yaparım’ anlayışı yaygınlaşıyor.

Sizden isteğim…
İhbarların sadece telefon değil, sosyal medya kanallarını da açık tutun. İhbarın sonucunu vatandaşla buluşturun. Vatandaş bilsin ki hata yapan cezasını çekti, vatandaş bilsin ki emniyet görevini yerine getirdi. İşte bu sayede haklının hakkını korur, ihbar eden bir toplum oluştururuz.

Sorunlara Seyirci kalmamanız dileğiyle şehrimize, şehrinize  hoş geldiniz.