Doğduğum, büyüdüğüm topraklar olan Finike ile ilgili bu yazıyı yazıp yazmama konusunda epey düşündüm. Aşağıdaki okuyacağınız satırları kimseye kast etmek amacıyla yazmıyorum. Gönlümde her zaman ayrı bir yeri olan Finikemizin daha iyi yerlerde olması amacıyla yazıyorum.

Geçtiğimiz Cuma günü (18.08.2017) ilçe merkezini ziyaret ettim. Öncelikle Sahilkent Mahallesi’nden ilçe merkezine girerken yapılan ve hızla tamamlanma aşamasına gelen hastane binası ve diğer yerler için emeği geçenlere teşekkür ederim.

Finike girişinde yer alan ve aylar süren inşaatı nedeniyle ilçe sakinlerini rahatsız eden köprü artık daha güzel şekilde hizmet veriyor. Ancak bu köprüden sonra ilçe merkezinden geçen yolun yapımı ise yine aylardır devam ediyor. Çift şerit halinde sıcak asfaltı dökülmesine rağmen kaldırımlar henüz tamamlanmamış. Finikelileri dinlerseniz Bulvar Market adını taşıyan alış veriş merkezinin olduğu kavşakta sık sık kazalar meydana geliyormuş.

İlçe merkezinden Demre (Kale) istikametine giden bu yolun etrafındaki esnafların ticaretleri oldukça düşmüş. Yaz ayları boyunca taşıtların park edemediği, tozlu, inşaatı süren bir yolu, aslında kısa sürede tamamlanabilecek durumda olduğunu ve bir de müteahhitten kaynaklanıyormuş fısıltısının dolaştığını düşününce hak vermemek elde değil.

Finike’de olduğu gibi yerleşim merkezlerinin tam ortasından geçen sıcak asfaltlar neden bu kadar kalın dökülüyor, merak ediyorum. Belki teknik bir konudur, sebebini bilemiyorum, ancak bana göre şık da durmuyor.

Başlıkta belirttiğim gibi Finike’de bir yaz durgunluğu hakim. Akşam olunca adımladığım ilçe merkezinde gördüğüm sakinlik, eskiden yakın yerleşim yerlerinden akın akın ziyaretçi gelen marina, mendirek mevki, parklar özlenen kalabalığa sahip değildi.

Yerli ve yabancı turistlerin, Finikelilerin akşamları çıkıp dolaştıkları, keyifli sohbetler yaptıkları marinadaki sokakta in cin kimse yoktu, kapkaranlık bir sokaktan başka. Marina bölgesi böyle mi olmalı?

Mendirek denilen ve bir kooperatifin çay bahçesinin de bulunduğu yerin hali bir turizm merkezine bence yakışmıyor. Buraya yeni iş yerlerinin açılması teşvik edildiği belli. Fakat yeterli zenginlikte değil. Bu yolun sonuna kadar taşıt trafiği var. Çocuklarıyla yürümek isteyenler zor durumdalar. Taşıtlar buraya girmesin denilse, otopark problemi de var.

Mendirekte vatandaşların yürüyüş yolu bazen kapkaranlık, bazen aydınlık. Parklar bomboş. Birkaç çay bahçesinde yerel halk bir süre vakit geçiriyor. Finike girişinde, yol ile deniz sahili arasına yapılan kafeler bir canlılık getirmiş durumda. Ancak bunların da yeterli olmadığı kanısındayım.

Bunlar sadece kendi görüşlerim değil. Oradaki esnaflarla ve ilçe sakinleri ile yaptığım sohbetlerden edindiğim izlenimler.

İlçemizin yatak kapasitesi her geçen gün artıyor. Daha güzel oteller, pansiyonlar var. Eski küçük yat limanın yerinde artık marina var. Doğrudan Kaş istikametine gidip çeviremediklerimize rağmen, ilçeye ziyaretçilerimiz de var. Ancak bu durgunluk niye?

Başka turizm bölgeleri kıpır kıpır iken, Finike’nin bu hali yakışmıyor. Evet, Finike bir Fethiye değil. Ancak bu kadar durgunluk da normal değil.

İlçemiz sonradan kurulma tarihi ve kültürel derinliği olmayan bir yer de değil. Antik kentlere yakınlığı olan, denizi, kumsalı, enfes koyları olan bir yer. Buna rağmen turizmden gereken payını alamıyorsa, bunun üzerinde düşünülmesi gerekiyor.

Daha önceden yapılan hizmetlerin kimin tarafından yapıldığının bir önemi yok. İyiye sahip çıkıp, doğru olmayanı düzeltip, üzerine yeni işler yapmak gerekiyor.

Beş yıldızlı otellerin yapılması gerektiğini kesinlikle ima etmiyorum. Mevcut değerleri ile eski günlerdeki canlılığı yakalasın yeter diyorum.

 Not: Seçim havasına yavaş yavaş girilirken, tarafsız şekilde vatandaşa kulak verilmesi gerektiği kesin. Emin olun vatandaş çok duyarlı…