Yaş sebze-meyvelere kameranın çevrilip fiyat artışında rekor kıran sebzelerin, meyvelerin fiyatlarını manşetlere, ekranlara taşıma zamanı yaklaşıyor. Ya da üreticilerin para etmiyor serzenişi ile sokaklara ürünlerini dökmenin de zamanı yaklaşıyor.

Önümüzde çetin kış koşulları… Özellikle arzın fazla olmadığı aylarda fiyatlar uçuşa geçecek, fazla olanlarda ise fiyatlar dip yapacak…

Seralarda yoğun üretim dönemi içindeyiz. Artan girdi maliyetleriyle üreticiler büyük bir meşakkat içindeler.

Peki, fiyatlar üzerinde etkili olan sadece arz-talep dengesi mi? Ya ülkemizin içinde bulunduğu zorlu koşullar! Suriye’de yaşananlar malum. Irak’ın durumu ortada. Avrupa Birliği ülkeleri her şeyi ülkemizin aleyhine kullanma yönündeler. Rusya ise ABD ile yaşanan krizden kendi payına çıkar derdinde.

Kışın en sert geçtiği aylarda sebze, meyve fiyatları üreticileri üzebilir mi, ihtimalini de hiç yabana atmayalım. Rusya her ne kadar bizden domates alacağını söylemişse de durum gazete manşetlerinde olduğu gibi: Yarım elma gönül alma…

Ayrıca bizim domates dışındaki sebzelerimizi de ihraç etmemiz gerekiyor. Ülkemizin yaş sebze-meyve ihracı yaptığı pazarlar da ortada. Hızla genişletilmesi ve miktarın arttırılması gerekiyor.

Diyelim ki ihracat beklenildiği gibi ve hatta artıyor. Ya iç pazar ihtiyaçları ne olacak? Kendi tüketicilerimizi düşünmeyecek miyiz? Fiyatlar yüksek olunca da insanlarımız mağdur oluyorlar.

Aslına bakarsanız bu fiyat yüksekliğinde üreticilerin çok da avantajlı olduğunu söyleyemeyiz. Pazarda fiyatlar yüksek ise üreticiler normal kazanmaları gerekenleri alıyorlar demektir. Bunu limon ve mandarin fiyatlarına şu günlerde bakarak anlayabiliriz. Mandarin dalında 50 kr, pazarda 1.5 TL. Aradaki fark 3 kat.

Aynı durum maydanozundan domatesine, hıyarına, biberine kadar birçok üründe var. Üretici fiyatı ile pazar fiyatı arasında muazzam farklılık bulunuyor. Hatırladığım kadarıyla bu farklılık 8-10 yıl öncesinde %100 kadardı diyebilirim. Artmanın sebebi elbette girdi fiyatları. Üretici domatesi 5 yıl önce kaç liraya satıyordu, şimdi kaç liraya satıyor, hal fiyatlarını kontrol ederek öğrenebilirsiniz. Bununla ilgili daha önceden birkaç yazı da kaleme almıştım.

Şimdi başlıktaki meseleye gelecek olursak, birisi ya da birileri tarla fiyatı ile pazar fiyatı arasındaki bu farklılığa el atmalıdır. Aracılar, fırsatçılar sebep kim ise sorun çözülmeli, hem üretici hem de tüketici kazandırılmalıdır.

Girdi fiyatlarının kontrol edilmesi gerektiği muhakkaktır. Ancak fırsatçıların da dikkate alınması gerekiyor. En son çıkarılan Toptancı Hal Yasası ile pazar fiyatının azalacağının ifade edildiği günleri hatırlar gibiyim. Ancak hiç de böyle olmadı. Hal yasası ile ilgili yeni çalışmalar olduğunu ve fiyatların yaklaşık %30 düşeceğini okuyoruz. İnşallah diyelim…

Pazar fiyatını düşürmek için çözüm yollarından birisi de üretici örgütlerinin işlerliğinin arttırılması olduğunu düşüyorum. Üretici birlikleri ve tarım kooperatiflerinin daha faal ve mevzuatlarında yapılacak değişimlerle bu sağlanabilir.

Avrupa Birliği uyum sürecinde üretici birlikleri ile ilgili düzenlemeler yapıldı ancak pek çok üretici birliğinden istenilen yarar sağlanamadı. Kağıt üzerinde kalan birlikler oldular.

Üretici birlikleri ve kooperatifler ürünlerin satışında daha aktif olabilseler aracıların birçoğu ortadan kalkacaktır. Aracı azalıyorsa fiyatta düşecek demektir. Hal böyle olunca ihracat olsa bile tüketici daha ucuz alış veriş yapabilecektir. Daha fazla insanımız ürettiklerimizden yararlanabilecektir.

Gelen zaman zor geçeceğe benziyor. Üretici için her şey çok zor olmadan çok geç olmadan birisi bu konuya el atmalı…