haberlikya @ gmail.com

Son zamanlarda dozunu artırarak ülkemiz üzerinde menfur projelerini uygulamakta olan dahili ve harici düşmanlarla âsil Türk ulusunun birliği, beraberliği, devlet yapısının bekâsı ve mukaddes vatanımız içûn, aziz devletimiz taaruz planlarını faaliyete geçirmiş, kademeli bir şekilde istikrara mukâbil bu minvalde devam etmektedir. Biz yurttaşlara, siyasilere düşen ise devletinin yanında tam tekmil durmak düşer ancak, fakat kamuoyundan gördüklerim kadarıyla akına da bokuna da muhalefet olan şuursuz bir güruhun yanısıra, hainlikleri, satılmışlıkları alenen belli muhalefet yapısına da üzülerek tanıklık etmekteyiz...

Bu kadar hain ve satılmışların sayıca fazlalığını gördükçe bunun temelindeki hususu merak ettim, naçizane şöyle bir tarihi konuyu tespit ettim. Efendim malumunuz Cumhuriyetimizin ilanı öncesinde âsil vatanımızın dört bir yanı; Ermeniler, İngilizler ve Yunanlılar tarafından işgal halindeydi, maalesef ki bu işgal sürecinde ne yazık ki bazı tecavüzler olduğu bilinen husustur. Binâenaleyhgeçmişte, özellikle 15 Temmuzda ve bugünlerde devlete ve millete saldıran hainler karınlardaki düşürülememiş veled-i zinâ'lardan dünyaya peydah olanlardır. Ecdadın torunu olan; Laz, Kürt, Alevi, Sünni, Abaza, Çerkez ve daha nice kültür mirasının bekçileri devletine tarih boyunca baş kaldırdığı, hainlik içinde olduğu görülmemiş, tarihi kaynaklara zapt edilmemiştir, aradaki azınlık küçük guruplar ise kaleme aldığım ırk ve kültür mâliki asaletlerin sözde temsilcisi, özde satılmışları veyahut siyonistleriydi, harici görülmemiştir...

Vatanının dört bir bucağı hainler ve düşmanlarla sarılmış, bunlarla mücadele etmekte olan bir Türkiye Cumhuriyeti devleti var, topyekûn devletinin yanında olması gerekenler ise muhalefet adı altında, demokrasi birde Atatürkçülük kisvesine bürünüp, tabiri caizse kuzu postunu giyinmiş kurtlar meydanda cirit oynuyor. Devletin mücadele etmekte olduğu, dahili, harici düşmanlarını  arkasına alıp, sırtını teröre ve teröriste yaslayıp, sözde muhalefet olan siyasilere, Atatürkçü STK'lara, vatanın ekmeğini yiyen, vatandaşlıklarından hicap duyduğum zevât'lara hainliklerini çok görmüyorum, yukarıdaki paragrafta kaleme aldığım, işgal döneminde bir şekilde peydah olmuş, sülbleri Ermeni, İngiliz ve Yunan olan veled-i zinalardır ve damarlarında taşıdıkları kanların hakkını veriyorlar, kendilerince veriyor olmalılar.

Ey âsil Türk Ulusu, gün ırk, mezhep ayrımı yapma, bu minvalde toplumu ikiliğe düşürme günü değildir, bilâkis her zamankinden daha çok birlik, beraberlik, kardeşlik duyguları ile birbirimize kenetlenme, devletimizin yanında olma günüdür. Ecdadımızın kanları ile yoğrulmuş, bizlere emanet vatanımıza sahip çıkmak zorundayız, galeyana gelip, nifak tohumları ekenlerin oyunları ile birbirimize düşmemeliyiz çünkü istenen budur, hainlerin, düşmanların eline eğlence olmamalıyız. Hep birlikte, Laz'ımız, Kürt'ümüz, Alevimiz, Sünnimiz, Abaza'mız, Çerkez'imiz velhâsıl topyekûn bilcümle kültür ve ırklarımız ile tarihte olduğu gibi aynı coğrafyanın, vatanın, ecdadın evlatları olarak birbirimize sarılalım, birlik olalım.g Göreceksiniz hiçbir oyun bu mukaddes topraklarda muvaffak olamayacaktır, hain emelleri onlara mezar bizlere kudret, sulh, kardeşlik olacaktır, bizler ecdadın helal süt emmiş torunlarıyız. 

 

Devletimizin bekâsı, milletimizin birlik ve kardeşliğine bağlı ey âsil milletim!.Bugün yanımızda olanlar yani dost ve düşmanlarımız belli olmuştur. Dik duruşu ile milletimize güç veren, dört bir yanı dahili ve harici düşmanlarla sarılmış olsa da ölümüne mücadele eden, Cumhur’un Başkanı Devletin başı Recep Tayyip Erdoğan'ı bugün çok daha fazla sahiplenmeli, etrafında kenetlenmeliyiz. Gün daha müreffeh, güçlü, tam bağımsız Türkiye için hep birlikte el ele verme, birlikte yürüme ve küskünlüklerin sulh olduğu ortak değerimiz devlet ve milletimiz için kardeşlik günüdür. Bu anlayışı millet olarak hakim kılmak için kararlı adımlarla yürümeliyiz.