haberlikya @ gmail.com

Dr.Cüneyt Turan - 22 Mart 2016 

Hakikat hayatın anlamıdır!

Geçmişini tanımayan ve bilmek istemeyen, geçmişi karanlık sayfalara gömüp yok hükmünde sayanlar, bilmelidir ki bu anlayışla geleceğe hakim olunamaz. Başkaları yazar siz, mutlu olduğunuz zannıyla hakikatten uzak verilen rolü yerine getirmek üzere tiyatro yaparsınız. Sahnedesinizdir, fakat sahne sizin değildir. Alkış alırsınız ama alkış, size verilen rolü iyi oynadığınızadır, iltifat marifetinize değil, oyundaki beklentileri karşılayıp karşılayamadığınızadır. Hal böyle olunca da milletiniz ve insanınız adına bir muvaffakiyet söz konusu sayılamaz. Bugün eksilerine rağmen muazzam derecede bu mukaddes topraklara çağ atlatan, tam bağımsızlık noktasında muasır medeniyetler seviyesine, tüm zorlu merhalelere rağmen çıkmaya çalışan bir iktidara, reis-i Cumhura sahibiz. Tabidir ki kimse iktidarı ve Cumhurbaşkanını sevmek, benimsemek zorunda değildir ancak, “devlet geleneği icabı saygı duyma zorunluluğu” olduğunu bilmek, bunun idrak-i mealinde olmak zorundadır. Bugün kadim medeniyetimizin beslediği ve milletimizin desteklediği Türkiye’nin dik duruşu, milletimizin ülkenin geleceğine yönelik iradesini ve beklentilerini ifade etmektedir. Reis-i Cumhurumuz can dost Recep Tayyip Erdoğan içerde ve dışarda her ortamda dik durarak Milletimizin hassasiyetlerine ve özlemlerine tercüman olmuştur ve olmaktadır. Öyle ki başbakanlığından bugüne kadar ki her dönemde hilafsız bu dik duruşuyla dünyadaki tüm mazlumların, İslam coğrafyasındaki tüm kardeşlerimizin,  asil milletimizin, yerli ve milli her insanımızın gönlünde taht kurmuştur.

Savaş tamtamları çalan cahiller!

Ülke elden gidiyor, her taraf batmış, hırsızlık, yolsuzluk had safhada, hizmet yok vb tamtamları dile getirenler, yukarıda arz ettiğim geçmiş ile günümüz sentezinin acziyeti içerisinde olduklarını göstermektedirler. Binaenaleyh her şeyin dört dörtlük olduğunu, yolsuzluk vs olmadığını iddia etmiyorum, elbette cereyan eden bir çok hususlar vardır, ancak abartı seviyesinde yolsuzluklar varsa; küresel kriz neden teğet geçti, IMF'nin bu mukaddes ülkenin ve asil Türk ulusunun üzerinde kambur olan yükümlülüğü neden son buldu, beğenilmese de sağlık, eğitim, ulaşım, sanayi sahalarında reform niteliğinde nasıl bir gelişim sağlandı, Ya Hu mübarek sayacak, kaleme alacak sayısız devrim niteliğinde icraatlar var ancak evvela dün ile bugünün kıyaslamalı tartışılması gerekir, işte o zaman tabiri caizse birbirine karıştırılan sap ile saman büyük oranda birbirinden ayırt edilmiş olacaktır.

Tarih ders verir almak isteyene!

Efendim naçizane yakın tarihimiz olan, geçmiş 30 yılı ele alıp, birkaç örnekleri satırlar halinde kaleme dökmek istedim, zannederim ki ziyadesiyle isabetli fikir noktasında ışık tutacak bilgilerden istifade edilmiş olunacaktır...

Turgut Özal
T.C. 8.Cumhurbaşkanı

"Musul ve Kerkük bizimdir, bunu tüm dünya biliyor, alacağız, yerleşik demokrasiye geçiş sağlanacak, bir daha geri gitmemesi için bir Turgut Özal feda edilecekse buna da hazırım,” dedi ve 10 gün sonra öldürüldü..!"

Adnan Kahveci
Dönemin Maliye Bakanı

"Bizim bağımsız olmamız için Amerika ve IMF'den kurtulmamız lazım, bunun içün gerekli tüm projeleri istikrarlı bir şekilde uygulamaya sokacağız,”  dedi ve 2 gün sonra trafik kazasıyla suikaste kurban gitti!..."

Bedri İnce Tahtacı
Saadet partisi Gaziantep Milletvekili

"Amerika en büyük engeldir bu ülkede; A.B.D istediğini Başbakan yapar, istediğini
Cumhurbaşkanı
,” dedi ve 5 gün sonra Gaziantep'e giderken trafik kazası suikastına kurban gitti..!"

Eşref BİTLİS
Jandarma Genel Komutanı

"Amerika'nın İncirlik'ten kalkan uçakları PKK'ya yardım dağıtıyor, bunu tüm belgeleriyle tespit ettim, Genel Kurmay, Başbakanlık ve MİT'e rapor bildirdim,” dedi ve 
4 gün sonra eksi -60° (dereceye) kadar dayanıklı olan TSK'lerine ait uçak ile Siirt’e gitmek üzere tayyare daha pisten teker kesip intifa alırken, Ankara Yenimahalle posta işleme merkezinin üzerine düşürülerek suikaste kurban gitti..!" Kaza nedeni: Tayyare motorlarının buzlanması! Oysa Siirt'te o esnada hava soğukluğu -11 idi, Ankara’da
ise -5 idi?...

Recep YAZICIOĞLU
Denizli Valisi

Denizli'de kanun çıkardı; "Artık bundan sonra cafe ve benzeri yerlerde İngilizce isim kullanılmayacak, yani cafe değil kahve yazılacak, bu mukaddes millet öz kimliğine dönmek zorundadır aksi taktirde kullanılmaya, sömürülmeye mahkum edilir,”  dedi ve 1 hafta sonra Ankara'ya giderken, çantasında istihbarat açısından fevkalade ehemmiyet arz eden dosyaları varken, trafik kazası suikastine kurban gitti..! Bu arada çantanın akıbeti meçhul.

Bahtiyar AYDIN
Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı

"Bu dış mihrakların büyük bir oyunu, sakın inanmayın, kanmayın kardeşi kardeşe vurduruyorlar, Lice'si, Hani'si, Eruh'u ve Edirne'si Muş'u ile aynı ırkın evlatlarıyız, bu ülke kolay kazanılmadı. Çanakkale'de dedelerimiz omuz omuza can vererek kazandılar, bizde laiki ile muhafaza edeceğiz ve bu PKK bitecek, ABD oyunu son bulacak,” dedi ve 10 gün sonra Diyarbakır Lice'de ilk okul çocuklarına önlük, bot, ayakkabı, kırtasiye malzemesi dağıtırken keskin nişancı silahı ile sırtından çocukların gözü önünde vurularak demokrasi şehidi edildi.

 

TBMM 1 Mart tezkeresine red oyu verdi, 3 gün sonra İstanbul’un göbeğinde bombalar
patladı, kaç kişi öldü?...