Yazılarımda çoğunlukla tarımın stratejik bir sektör olduğuna değinirim. Bunu ifade ederken de Türkiyemizin menfaatlerini düşünerek dillendirmeye çalışırım. Aslında tarım stratejisini genel bağlamdan ayrı olarak, alan alan değerlendirmek gerekiyor. Genel değerlendirmelerin içerisinde özel konular gözden kaçırılmamalı. Tohumculuk bunlardan birisi.

Tohumculuk başlı başına büyük öneme sahip, tarımın küresel savaş alanlarındandır. Bunun bilinci ile devletimiz yerli tohumculuğa büyük destek veriyor. Desteğin önemli kısmı da hibrit tohumculuğa ayrılıyor. Hal böyle iken son günlerde yine “Hibrit tohum kısır tohumdur.” safsatası televizyon ekranlarında görünmeye başladı. Konu ele alınırken GDO meselesi açılıp, ballandıra ballandıra anlatılıyor. Hem de ulusal TV kanallarında.

Peki, hibrit tohumu kiminle konuşuyorlar? Bu alanda çalışmış bir akademisyenle mi? Yıllarını bu alanda harcamış araştırmacılarla mı? Yatırımını yapmış, emeğini çekmiş, önce ülkem deyip daha kazanmadan sürekli bu alana para gömen özel sektör temsilcileri ile mi?

CNN Türk’e katılan kişinin mesleği kendi web adresinde Fitoterapi Uzmanı, Akupunktur Uzmanı diye belirtiliyor. GDO konusunu gündeme getirip hibrit tohumculuğa dalan, oradan organik tarıma geçiş yapan bir diğer kişinin web adresinde de gazeteci yazıyor. Bir başkası öğretim üyesi, ama eczacı öğretim üyesi. Toksikoloji biliyormuş, tarımı neden bilmesin?

Konuşanlar arasında ziraat fakültesinden öğretim üyesi de var. Bölümüne baktım, tarım ekonomisi uzmanı. Toprakla, bitki ile, hele hele tohumla ilgisi yok. Şirket tohumu demesinden belli…

Hibrit tohumculuk, organik tarım, GDO gibi tarım alanlarında konuşup keskin cümleler sarf eden kişileri araştırmanızı öneririm. Sakın araştırmadan inanmayın. Kendinize olan güveni ve ülkemizin geleceğini heba etmemek adına önce sorgulayalım.

Bir kısmının ticari kaygısı olduğunu, kendilerini ön plana çıkarmaya çalıştıklarını görebiliriz. Tabi bir de o ekranlara neden bu kişilerin çıktığı ya da çıkarıldığı sorusu var. Benden sorması, bağlantı ve ilişkileri bilemem. Hep birlikte düşünelim.

Bu aralar konuşulan bu mevzu hiç bayatlamaz, merak etmeyin. Nasılsa gündemi işgal edecek uygun zamanı bulurlar ve yine kafa karıştırmaya devam ederler. Yazımın içerisinde “Hibrit tohum nedir? Nasıl elde edilir? Hangi yöntemler kullanılır? Biyoteknoloji, GDO ne menem bir şeydir?” gibi bilgiler vermeye çalışmanın gereği yok. Bunlara ihtiyaç duyanlar uzmanlarını hemen bulabilirler.

Hibrit tohum hakkında koca koca TV kanallarımız, gazetelerimiz bilen birilerine ihtiyaç duyarlarsa, ziraat fakültelerinin bahçe, tarla ve biyoteknoloji bölümlerinde uzmanları bulunuyor. Belki unuttuklarım olur diye isim isim değerli hocalarımızı anmak istemiyorum. Akdeniz, Süleyman Demirel, Çukurova, 19 Mayıs, Erciyes, Ege, Ankara gibi ziraat fakültesi bulunan üniversitelerdeki uzman hocalarımız gerekli bilgiyi fazlasıyla verirler.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımıza bağlı araştırma enstitüleri içerisinde yıllarını hibrit tohumculuğa vermiş araştırmacılarımız var. Özel sektörden birilerine ihtiyaç duyarlarsa da tohumculuk üzerine çalışan firmalar mevcut. Anamas, E-Z, Yüksel, Multi, İstanbul ve benzeri tohum firmaları bu yolda büyük gayret sarf ediyorlar. Adım adım uygulama bile yaptırırlar. Tohumculuk sektörüyle ilgili TÜRKTOB, BİSAB gibi birlikler de var.

Sözü uzatmanın gereği yok. Doğrudan söyleyelim: Ağalar, beyler, hanımefendiler, bu topraklar üzerinde nefes alıp verenler, bu ülke insanlarına yazık etmeyin. Türkiye ile oynanmasına izin vermeyelim. Bu hepimizin görevi…