haberlikya @ gmail.com

Gerçek liderler engel olan, yol kesen, iradelere pranga vuran değil, temsil ettiği topluğun gözü , kulağı her şeyidir. İnsan kendi nefsi için istediğini kardeşleri için istemediği müddetçe tam manasıyla olgunlaşamaz. Bu nedenle lider olan kişiler kendilerini kalkındırma, yerini garantiye alma sevdasında olan değil bilakis bunların fani ve geçici olduğu şuuruyla hareket eden kişidir. Makamlara takılmaz o. Rütbeler basittir onun gözünde. Şanmış , şöhretmiş itibar etmezler. Gerçek liderler halkının kahramanı olmak için uğraşırlar. İnsanlık için neler yapabilirim düşüncesine sahiptirler.

               Böyle karakteri yüksek liderler sadece bulunduğu ülkede değil başka milleteler tarafından da takdir edilir. Onu niceleri kendine model olarak kabul eder. Duruşu, karizması, fikirleri, hedefleri, kararlılığı, adaletiyle gönüllere taht kurar. Birilerinin çamur atmasıyla onlar yıkılmazlar, bilakis daha çok güçlenirler. Doğru oldukları için eğriler bükemez onu. Yamuk olanlar kendinden başkasına zarar vermezler. Attıkları tüm oklar döner dolaşır kişiyi bulur.

               İnsanlık onların iklimine sığınmakla huzur bulurlar. Adil olan yöneticiler sayesinde yer yüzü nefes alır. Tüm mahlukat huzur içinde yaşar. O hak ve hukuku korudukça, insanlara sahip çıktıkça yükselir. Bir milletin en büyük kazançlarından biri adil bir hükümdara sahip olmasıdır. Böyle bir değere sahipse o millet bahtiyar bir millettir. Bu nedenle adalet dediğimiz hakikat vicdanı en yüksek seviyede titreyen şahsiyetlerde olur. Merhameti, şefkati, diğer  gamıyla hep kollayıcı ve koruyucudur onlar. Mahlukat için çalışmayı cana büyük nimet olarak görürler. Hizmet eden efendidir fikriyle hareket ederler.

               Bizim kadim kültürümüz içinde İslam’ın ilk dönemlerinden itibaren adaletiyle nam salmış kahramanlar bulunur. Onlar sayesinde yer yüzünde eşitlik, hak yememe hakim olmuştur. Selçuklu ve Osmanlı’yla Anadolu’da adalet anlayışı değişmiştir. Derebeyi düzeninden, tiran baskısından insanlar kurtulmuşlar ve adil insanların kucaklayıcı atmosferine girmişlerdir. Bu sayede bir çok belde savaş yapılmadan kazanılmıştır. Hatta İstanbul’un Fethi esnasında denilmiştir ki “ Kardinal külahı görmektense Osmanlı sarığını tercih ederiz.” Evet başka bir dini tercih edecek derecede gönüllere taht kurulmak suretiyle Anadolu her yeriyle Gülizar olmuştur. Bu nedenle eğer bugün İstanbul bizim elimizde ise bu yüksek adalet sayesindedir. Bu sayede nice beldelere bu kadim millet sahip olmuş ve tarihin en büyük imparatorluğunu kurmuştur. Bu nedenle bizim meclisimizin duvarında “ Adalet mülkün temelidir.” Sözü yazılıdır.

               Eğer insanlık bugün tekrar nefes almak istiyorsa adalet limanına yaklaşmak durumundadır. Bu sayede göz yaşları diner. Nice mazlum ve madur kurtulur ve özgürlüğünü kazanır. Terazisi bozulmuş bir toplumda sadece güçlüler hakimiyet kurar. Tüm mazlumlar onların kamçıları altında inim inim inlerler. Bir dönem sonra ise halk içinde isyanlar çıkmaya başlar. Bu baş kaldırılar artarak nice sarayları yıkar ve yok eder.

               Liderler bu nedenle çok adil olmalı ve yol kesen değil yol açmalıdır. Hizmet etmek ve insanlığı yüceltmek için var gücüyle çalışmalıdır. Milletimizin tekrar eski ihtişamını yakalayarak dünyaya adalet yayması duasıyla.

M.Ali Yurdakul- Gazeteci-İletişimci Yazar- yurdakulali@hotmail.com