Ülkemizin en önemli ameleleri.

Evet yanlış okumadınız.
Arkeologlar ülkemizin en büyük ameleleri.

Ellerinde küçük kazı aletleri ile tarihi şehirleri inşa eden insanlar.
Tarihe önce tanıklık eden, mesleğimin tozu var, toprağı var’ demeyenler.
Üstüm kirleniyor, ben paşa çocuğuyum’ demeyenler.
Kirli mesleği istemiyorum, çok kazanıp masa başında emirler yağdırıp fiyakalı araçlara bineyim demeyenler.

Ben işine bu kadar sevdalı az sayıda meslek erbabı gördüm.
Yalnız şunu iyi ayırt edelim. Tozun toprağın içinde işine bu kadar sevdalı diyorum. Sabırla, özveriyle, son derece dikkat isteyen, baştan savma yapılamayacak bir mesleğin sahiplerinden bahsediyorum.

Bu ülkenin arkeologları tarihimizi gün yüzüne çıkartırken, dünyanın en riskli ve karalanmaya müsait işini yaptıklarını biliyorlar. Ancak onları koruyacak, yıpratılmalarını engelleyecek tek gerçek ise mesleki sevdaları.

Onlar da insan. Ülkelerine bu kadar hizmet eden, tek sosyal yaşantıları tarihi ortaya çıkartmak için başlarını toprağa gömmek olan sanatkârlar.

Keşif Ekibi Derneği olarak gittiğimiz, gördüğümüz muhteşem tarihi mirasları ortaya çıkartan insanlar, son derece korunaksız. Git bir arkeoloğu şikayet et; profesörmüş, yıllarca okuyup tarih nasıl okunur onu öğrenmiş bunun kıymeti yok. Anında soruşturma, haftalarca kazıyı bırak savunma hazırla.

Bir arkeolog tan intikam alacaksan bunun yolu şikâyet etmek. Çünkü arkeologlar bölgede kaçak kazı yapan, doğayı yıpratan, doğadan para kazanan kişilerce sevilmez. Onların ekmeğine taş koyan, sevdaları uğruna mücadele eden bu insanların alkışlaması gerekirken, yıpratılmaları anlamsız. Bu insanlar sadece tarihi santim santim kazmıyor, gerekirse bölge insanını harekete geçiriyor, sponsorlar ile devletin veremediği desteği sağlıyor.

Elbet her kasada çürük elma vardır. Ancak bir kasayı da çürüğe ayırmak için sadece bir söylem, bir mesleği bu kadar korunaksız yapmamalı. Bir meslek bu kadar yıpratmamalı.

Bu ülkede herkes arkeolog olmuyor. Herkes rahat ve temiz meslek seçmek isterken, ancak yaşlandığında toprak ile uğraşırken, mesleğine bu kadar sevdalı insanları da yıpratmamak gerekir. Onların; bırakın mesleğimizi yapalım, art niyetlilerin bizi yıpratmasına izin vermeyin’ çağrısına kulak vermek gerekiyor.

Ülkemizde yasalarla korunan bir sürü meslek varken, bence bu insanları biraz daha korumak gerekiyor. Bir şikâyet ile günlerce bu insanların oyalanmasını engellemek, farklı bir seçenek belirlemek gerekir. Elbet fazla koruma beraberinde sorunlar getirebilir ancak, bu insanlar toprak kokuyor, tarih kokuyor, samimiyet kokuyor.

Son bir soru. Siz hiç ayakkabıları tozlu Profesör veya Doçent gördünüz mü? Görürseniz bilin ki onlar mesleğine aşık insanlar.

Kazasız ve cezasız günler dileğiyle.