Geçen hafta bu köşede son 20 yıla damgasını vuran mp3 müzik formatı ile artış gösteren telif ihlallerinin müzik endüstrisinde ciddi yaralara sebep olduğuna ve korsan paylaşımların albüm satışlarındaki azalmanın en önemli sebeplerinden birisi olduğuna değinmiştik. Her yıl giderek azalan albüm satışları özellikle 2014 itibariyle tarihin en dip noktasına ulaşmıştı. Takip eden yıllarda ise ‘streaming’ olarak adlandırılan ve çevrimiçi müzik akışı sağlayan site ve uygulamaların yaygınlaşmasıyla korsan müziğe olan eğilimde azalma görülmeye başlarken online müzik gelirleri de geçmiş albüm satışları kadar olmasa da gözle görülür bir şekilde artışa geçti. Öyle ki, çevrimiçi müzik sektörünün lokomotifi olarak kabul edilen Spotify’ın 2015 itibariyle değeri tüm Amerikan müzik endüstrisinin toplam değerinin üzerine çıkmıştı.

Peki, bireyler nasıl oldu da çevrimiçi müziği korsan (ya da legal yollardan indirilen) mp3 formatında müziğe tercih etmeye başladı? Bu konuda fikir yürütmek için uzman olmaya gerek yok. Bilindiği üzere, dijitalleşmenin en önemli avantajlarından birisi; sabit disk ve harici belleklerin kapasitelerinin her geçen gün artarken, ebatlarının giderek küçülmesi ve fiyatının da daha makul seviyelere ulaşmasıdır. Bunun sonucunda cep telefonu başta olmak üzere farklı cihazlarda çektiğimiz fotoğrafları, elektronik belge ve dokümanları, şarkı ve film gibi medya dosyalarını ve diğer formatlardaki pek çok bilgi ve belgeyi rahatlıkla arşivleyebiliyoruz. Mp3, şarkı arşivi oluşturan pek çok kişi için oldukça kullanışlı bir format olarak uzun yıllar hizmet etti. Ancak, kullanılan cihazların sayısı giderek artmaya başlayınca dinlemek istenilen şarkı dosyalarının da sürekli transferi sıkıcı bir işlem olarak görülmeye başlandı. Evde masaüstü bilgisayar, işyeri ya da okullarda dizüstü bilgisayar, sokakta cep telefonu, bir başka konumda tablet derken herhangi bir cihazda şarkı dinlemek isteyen kişilerin mp3 formatındaki arşivlerinde yer alan çok sayıda şarkıdan bir kısmını sürekli bu cihazlara transfer etmek zorunda kalması kullanıcılar için bir noktandan sonra sıkıcı gelmeye başladı.

Kaldı ki, İnternet bağlantısının hızlanıp ucuzlaması ve kota ile ilgili kısıtların giderek azalması sayesinde çevrimiçi müzik dinlenilen uygulamalar kişilerin istediği şarkıya tıpkı radyondan dinler gibi istediği zaman erişebilmesine olanak sağlıyor. Bu uygulamalara ödenen ücretlerin çok yüksek olmaması ve reklam dinlemeye razı olan kullanıcılara ücretsiz müzik dinleme imkânı sunuluyor olması sayesinde çevrimiçi müzik uygulamaları hızla kabul gördü. Ayrıca, ücretli üyeliklerde şarkıların cihaza kopyalanarak çevrimdışı da dinlenebilme imkânı, çok sayıda müzik natifinin farklı müzik türlerine göre listelenmiş olarak sunulması ve en güncel albümleri sınırsız dinleyebilme gibi yenilikler çevrimiçi müzik pazarının her geçen gün biraz daha büyümesine ciddi katkıda bulundu.

Çevrimiçi müzik piyasasına olan talebin giderek artış gösterdiği günümüzde ortaya çıkan bu olumlu gelişmeler illegal mp3 paylaşımlarını azaltırken, müzik gelirlerinde de yeni bir yükseliş trendi oluşmasına katkıda bulunduğu için önem arz ediyor. Bununla birlikte müzisyenler açısından baktığımızda çevrimiçi müzik pazarının halen çok fazla tatmin edici olmadığı görülüyor. Pek çok müzisyen başta Spotify ve Youtube olmak üzere çevrimiçi müzik piyasasına hâkim olan kuruluşlar tarafından emeklerinin karşılığının verilmediğini iddia ediyor.

Bu konuda en ciddi tepkiyi bundan üç yıl önce ABD’li meşhur sanatçı Taylor Swift göstermişti. Müziğin nadir bir sanat olduğunu ve emeğin karşılığını almayan sanatçının üretemeyeceğini ifade eden sanatçı, 2014 itibariyle tüm albümlerini Spotify’dan çekme kararı vermişti. Şirketin sanatçılara hak ettikleri değeri vermediğini iddia eden şarkıcının platformdan şarkılarını çektikten kısa bir süre sonra piyasaya çıkan albümünün satış rekorları kırması müzisyenler açısından önemli bir başarı olarak görülebilir. Ancak, Spotif yetkilileri, Swift’in müzikten ciddi miktarda para kazanan nadir sanatçılardan birisi olduğunu, diğer pek çok sanatçının Spotify sayesinde geniş kitlelere ulaşabildiğini iddia etmişti. Gerçekten de, Spotify’da yer alan şarkıların %20’sinin halihazırda hiçbir müziksever tarafından dinlenmediği düşünüldüğünde platformun aslında müzisyenlerin kendilerini geniş kitlelere tanıtabilmeleri açısından ciddi bir promosyon aracı olabileceği düşündürüyor.

Kaldı ki, plak şirketlerinin de zaten şöhret sahipleri dışındaki müzisyenlere karşı çok arkadaşça davranmadığı sürekli dile getiriliyor ve 2010 itibariyle her $1000 albüm satışından ortalama bir müzisyenin elde ettiği gelirin sadece $23.40 olduğu ifade ediliyor. Spotify ise kazancının %70’ini telif sahiplerine dağıttığını ifade etse de, telif sahiplerinin yapımcı şirketler olması sebebiyle şarkıcı, besteci ve söz yazarlarına düşen pay oldukça az. Çevrimiçi müzik pazarında dinlenen şarkı başına ortalama bir sanatçıya ödenen miktar 1 cent’in bile oldukça altında kalıyor. Sanatçıların bu konuda farklı zamanlarda yaptıkları paylaşımlara göz attığımızda bu rakamın Spotify için $0.004 ile $0.008 arasında değiştiği görülüyor. İnternet’te yer alan paylaşımlar doğru ise, dinleme başına $0.00006 ile Youtube cephesinde ödemeler çok daha vahim durumda.

Bu rakamların neyi ifade ettiğini daha net anlatabilmek için örnekler vermek faydalı olabilir. Bir sanatçı 2.5 milyon kez izlenen Youtube videosu için sadece $1,773 telif aldığını ifade ederken, bir diğeri 1,048,305 dinlenmeye karşılık toplamda $64.60 aldığından yakınıyor. Güncel bir projeksiyonda, sanatçılar açısından 2019’a kadar çevrimiçi müzik servislerinin ciddi bir gelir kaynağı olamayacağı, bir başka raporda ise sanatçıların çevrimiçi müzik gelirinin konser gelirlerinin beşte birini geçemeyeceği ifade ediliyor. 

Yakınanlar sadece şarkıcılar değil elbet. Geçtiğimiz yılın hit parçalarından olan Meghan Trainor’ın seslendirdiği “All About That Bass” şarkısının söz yazarı Kevin Kadish, parçanın 200 milyon kez dinlenmesine rağmen aldığı telifin sadece $5,679 olduğundan yakınıyor!

Spotify yetkilileri ise sektöre can verdiklerini, kendilerini eleştiren Taylor Swift gibi megastarların çevrimiçi müzikten yıllık 4 milyon Dolar civarında telif elde edebildiğini dile getiriyor. Time dergisi de zaten Taylor Swift’in ayrılmadan bir yıl önce Spotify’dan 2 milyon Dolar kazandığını ancak bu rakamı az bulduğunu ifade etmişti. İlginç bir şekilde bu köşeyi yazdığım sıralarda Taylor Swift 3 yıl aradan sonra tekrar Spotify’a dönme kararı verdi ve geçtiğimiz hafta sonu itibariyle şarkıları platformda tekrar yerini aldı.

Umarım mp3 ile müzik sektörünün kaybettiği kan, çevrimiçi müzik piyasasının gelişimi ile son bulur ve sanatçılar hak ettikleri gelirlerine en kısa zamanda kavuşurlar.

 Sevgiyle Kalın!