Bu haftaki köşe yazımda hafta sonu ziyaret ettiğim Burdur’un Çavdır İlçesi’ne bağlı Yazır Köyü’ndeki sera ziyaretime değineceğim. Dağa yaslanmış şekilde kurulan bu köyünün ovasında yayla seracılığı hızla yaygınlaşıyor. Köyü dolaşırken tanıştığımız seracıların dertli olduklarını gördüm. Domateslerinin solduğunu, bitkilerin gövdesinde ise siyah siyah lekelerin olduğunu, gün geçtikçe ölen bitki sayısının arttığını ifade ettiler. Yaptığım işi öğrenir öğrenmez üreticinin birisi hemen bitkilerini gösterdi.

Domates bitkilerini inceledim, bitkilerdeki solgunluğun nedenini tecrübelerime dayanarak bulmaya çalıştım. Sorun belli idi. Bitkilerde bakteriyel hastalıklardan birisi vardı. Ziyaret eden diğer ziraat mühendisi meslektaşlarım gibi tahminim Clavibacter michiganensis. Net sonuç laboratuvar desteği ile ortaya konabilir.

Üretim aşamaları hakkında bilgi almaya çalıştım. Üretici henüz birkaç yıldır seracılık yapıyor. Yani, seracılık için henüz temiz bir toprağa sahip. Fideyi hazır fide firmasından (ismini yazmıyorum) aldığını ve aşılı fideyi tercih ettiğini söyledi. Neden aşılı fide sorusunun cevabı ise “Herkes kullanıyor, ben de daha iyi verim, daha iri meyveler için istedim.” oldu.

Kullanılan gübreleri, pestisitleri, yaprak gübreleri ve toprak düzenleyicilerini sakladığı küçük deposuna girdim. Kaliteli girdi sayısı çok azdı. Bu durum sahil bölgeleri ile benzerlik taşıyor. Böyle koşullarda henüz temiz sayılacak toprakların kirlenmesi kaçınılmaz. Şahit olduğum bilinçle bu durumun ortaya çıkması da şaşırtıcı değil.

Yerel yöneticilerin, siyasilerin veya bazı tarımcıların yayla seracılığını yoğun şekilde teşvik ettiklerine tanık oluyoruz. Bu kesimler kendi bölgelerine öncelik verdiğinden teşvikleri gayet normal. Ancak kirlenmenin de gözden kaçırılmaması gerekiyor.

Toprak ve çevre kirliliğinde genelde yapıldığı gibi çiftçiyi suçlamak en basit yöntem. Peki üreticiyi bilgilendirmek yerine, üreticiye doğru ürünü vermek yerine, vermeyenleri denetlemek yerine, neden üretici suçlu? Bu arada üreticilerin, girdi temin edenlerin veya denetleyenlerin eğitim durumlarını da lütfen unutmayalım.

-Temiz topraklarda neden aşılı fide kullanılır, kullanılmalı? Bunu üreticiye kim anlatacak?

-Hazır fideyi tercih etme sebebi kaliteli, aynı büyüklükte, sağlıklı fide olması değil mi?

-Gerçekten hazır fide firmaları çiftçilere sağlıklı fide teslim ediyorlar mı?

-Aşılı fide üretiminde hastalıkla bulaşık olma durumu nedir?

-Hangi fide firmaları bakteri hastalığıyla bulaşık? Bunlar hangi sıklıkta denetleniyor?

-Denetlenenlere hangi işlemler yapılıyor? Malum, bakteri ile bulaşan bir fide üretim tesisi ya da toprak kolay temizlenemiyor.

Sebze üretiminde hastalık demek ilaç kullanımı demektir. Bakteriler ile mücadele neredeyse imkansız olduğuna göre, ilaç kullanımını düşünebiliyor muyuz? Peki bakteri veya diğer hastalık-zararlı için kullanılan pestisitler ele alındığında, gerçekten hepsi etkili mi?

Bu satırları okuyan yetkililer biz denetliyoruz, şu kadar şunu yapıyoruz, bu kadar bunu yapıyoruz diyebilirler. Fideciler, tohum satıcıları ya da diğer girdi temin ediciler yaptıkları, sattıkları her şeyin mevzuata uygun olduğunu da belirtebilirler.

Ben de diyorum ki üreticiyi ziyaret edin, karşılaştığınız sorunları inceleyin, sorunun neden ortaya çıktığını, neden çözüm bulmakta zorlanıldığını araştırın diyorum.

Üretici fideyi nereden almış, yerinde öğrenin, geriye gidip denetleyin. Sorumluyu bulmanız içten bile değil. Gübre ya da ilaç istenilen faydayı sağlamıyor mu? Bunun sebebi nedir? Etkili maddesinden şüphe mi duydunuz. Ruhsatını, tescilini kontrol edin.

Tarımda sorunlara çözüm bulmak basit. Bazen izlediğiniz yolu değiştirmeniz gerekiyor.